12/11/2005 - Bir lisan-i hafidir ki ruha dolmakta!...
Su Misali geçen zamana inat yaşadıklarımız aslında yaşayamadıklarımız gibi gelir zaman zaman.Yaşayamadıklarımız yapmak isteyipte yapamadıklarımız. Zaman kavramında ,koşturmalar içinde aldığımız hıza baktığımız da ruh ve bedenbirbirini aradığında yorgunluğun ayak izleri çöker üzerimize.İşte o zaman ...
Yorgun yüreğim Dibe vurmuş, Gözlerimi yumsam hiç açmasam Dalından kopmuş yaprak misali Akıp gitsem göçsem Sessiz sakin su misali...deriz.
Oysa bir tebessüm tad almamıza sebep olan misaldir.İçten, sıcacık, samimi Ahmet Haşim'in mısralarından ne güzel dökülmüştür.
Bu bir lisan-i hafidir ki ruha dolmakta, Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta...
Su içini doldurduğu kabın şeklini alır.Kab ateş üstündeyse suyu ateş yok eder ,der Mevlana..Demem o ki hayat su misali geçiyor dört mevsimi yaşıyoruz,nefeslenirken ki en büyük lutüftur nefes almamız kıymetini bilme vaktimizi kaçırmayalım. Herşeye inat su akar yolunu bulur deyip sıkı sıkı sarılma zamanını geçirmemeliyiz.
Saklayacak mıyız tüm geçmişimizi ağaçtan bir gölgesi bir de yeni açmış zerdali
çiçeği ise kayan avuçlarımızdan.Yedi güneş ötedeki aydınlığımız,dört gölge boyu
uzanmışlığımız kalkıp gelsin gözlerimizden,gelsin ki bir sarı kanat bir de sazımız
olsun yanaklarımızda. Su gibi yalnız Su gibi ürkek Su gibi sessiz Su gibi yumuşak Suya can biziz!
|